sigara [سیغاره]
Bu sözlükte bahsi edilen sigara, bittabi doludur, aslı cıgaradır. Ayıklar aleminde kelimenin “sigara” şekli esassa da esrarkeşler arasında işler tersine işler, standart olan “cıgara”dır, “sigara” ise onun örtmecesidir. Esrarkeşlerin cıgaraya “sigara” demelerinin ardında umumiyetle iki sebep yatar: Bir, dediğim gibi ayıklar mevzuyu ayıkmasınlar diye. İki, esrarkeş artık “cıgara"nın kendisi için alelade, yani sıradan bir şey olduğunu ima etmek için.
“Bu söz üzerine ben de hezâr şevk u hâhişle sigaradan, çubukdan, nargileden birkaç nefes cünbüşlendim. Cünbüşlendikçe ihtiyâr elden gidip sıkı sıkıya çekdim, yatdım.”
(İbrahim Hâlet Bey, r. 1290/1875)
“’Senin uykun kaçınca, bizim uykumuzu da kaçırdın,’ deyip kalktı Pıtır. Hela aralığına gidip bir ‘tek-kağıtlı’ sardı. Geldi Hafız'ın başucuna, özendirir gibi ateşledi sigarayı, bir duman alıp; ‘Çek! uykusuzluğa iyi gelir’ dedi Hafıza. Hafız bedava içki bulunca, ispirto bile içerdi.”
(Balaban, 1968)
“Cadde güzeldir, insansız elbiseler geçer giderler, elbisesiz insanlar gider gelirler. Koro “yapıştır” diye vokal yapar, yüreğin cesaretine gaz verir, yolda giderken bir çiftkâğıtlı sarar, bir duman alır, yoldan geçen sahte anarşistlerden birine uzatırsın. “Ben bıraktım” der ve sigarayı alır. Sigara elden ele tünele kadar iner. Aynı sigara Karaköy’de bedenlerini satan kadınlardan birinin dudaklarına kadar gider. Kadın kaşardır. Sigaranın sarılmasındaki 'hassasiyet'e bakıp 'Ah Meto ah!' der.”
(Metin Kaçan, 1997)
• Gündüz sigarası: Gündüz sigarasının ne olduğunu anlamadan önce akşamcılığın ne olduğunu anlamak gerek. Alkolizmde olan akşamcılık usulü esrarkeşlikte de aynen vakidir. Her gün içen esrarkeşler, en azından işleri güçleri aksamasın, hayatları rayından fırlamasın diye bu işi günün sonuna saklarlar. Bu insanlar, yani akşamcılar z raporunu alıp dükkanı kapattıktan sonra evlerine gider, yemekten sonra ayaklarını uzatıp bi cıgara tellendirerek gevşeyip rahatlarlar. Bazısı esrarı uyku ilacı yerine kullanır. Bu insan taifesinin düzeni kuruludur, bunlarda pek serserilik olmaz. Çünkü esrarkeşte de, ayyaşta da ayılma korkusu vardır, kafanız açıldıkça tazelemek istersiniz. O yüzden de kahvaltıyı cıgaralık ve kupanın dibinde akşamdan kalan kahveyle yapan gündüzcüler, nevale bitene kadar kolay kolay ayılmazken içmeye akşam başlayanlar, uyku saatinin yakınlığı sayesinde paçayı kurtarıverir, o akış kendi kuyruğunu yakalayıp da kısır döngüye dönmezden evvel direksiyonu uykuya kırıp azad olurlar. Uykuda beyin kendini resetlediği için de sabah uyandıklarında içmeme iradesini göstermek daha kolay olur. İşte akşamcılık ve gündüzcülük böyle iki ayrı meşreptir. Gündüz sigarası da ismiyle müsemma gündüz vakti içilen sigaradır ve bunu içmeye alışan adamın işi rast gitmez.
• Sigara içmek [سیغاره ایچمك]: Malumdur.
“Arkadaşım bu sırada ayağa kalkmış, esrarın fevâidinden bir aktör vaziyetiyle bahsediyor. Odadaki zât mazarratından dem vuruyor.
Arkadaşım rahat uyumak için herhalde yatarken bir sigara içmek faideli olduğunda ısrar ediyor. Şimdi ben ne vaziyetteyim?”
(Derviş Süreyya Bey, 1916’ten önce)
• Sigara sarmak [سیغاره صارمق]: Adı üstünde.
“Sigara sarıldığında mahrûtî bir şekil alır. Sigaranın gerek şekil, gerek kokusundan esrar sigarası olduğu derhal anlaşılır.”
(Muallim Şovalye Hasan Bahri, r. 1331[m. 1915])
“İki sigara sökerek tütünlerini boşalttı üstüne... O şeyi de dişleriyle küçük küçük parçalıyarak tütünlerin içine karıştırdı. Sigara sarılmıştı artık. Becerikli elleriyle bir de zıvana geçirdi ucuna.”
(Rıfat Ilgaz, 1972)