mükeyyef [مکیف]
Müteakip cümlede vereceğim anlamına herhangi bir sözlükte rastlayamadığım bu kelimeyle karşılaştığım iki metin de XVII. asırda kaleme alınmış: Bir keyif verici vasıtasıyla keyiflenmiş, keyfe gelmiş ya da güncel argoyla söylersek kafayı bulmuş anlamına gelir. Arap harfleriyle yazıldığı takdirde imlası “mükeyyif” ile aynı olup harekesiz bir metinde hangisinin kastedildiği ancak siyâk u sibaktan çıkarılabilir.
Mükeyyef olmak: Kafası güzel olmak.
“’İzzet ü rağbet benümle buldunuz
Hem benümle siz mükeyyef oldunuz”
(Vardarlı Fazlî, m. XVII. asır)
"Mükeyyef ol yiyüp esrâr-ı aşkı
Gönülden sür, gider ağyâr-ı aşkı"
(Evliya Çelebi, XVII. asır)
“Hubb-ı zâtıyla mükeyyef ol ki mestânlık budur
Vâkıf-ı esrâr-ı Hakk ol işte hayrânlık budur”
(Sun’ullah Gaybî, m. XVII. asır)