tek kağıtlı [تك کاغدلی]
[BAS, TAS] Çarşaf dediğimiz büyük boy sarma kağıtları piyasaya çıkmadan evvel cıgaralık, bugün arapkağıdı olarak bilinen sigara kağıdı ile aynı ebattaki kağıtlara sarılarak içilir ve kaç kağıtla sarıldığına göre isimlendirilirdi. Tek kağıtlı tabiri de bu cümledendir ve tek bir sigara kağıdıyla sarılmış olan cıgarayı ifade eder. Bunun iki, üç, hatta dört kağıtla sarılanları da vardır ki onlar cemaatle esrar çekileceği vakit imal edilir ve sarması her babayiğidin harcı olmayıp zanaatkarlık ister.
“Refikimin keyfinin gelmediğini bildiğimden bir tek kâğıdlı olsa içerdik dedim.”
(Derviş Süreyya Bey, 1915’ten önce)
“Gece gündüz demeyip mütemadiyen kabak çeken bu Kalos, dün gene cebinden esrarını çıkarmış, tabirleri veçhile bir tek kâğıtlı sigara sararak kahve önüne kurulmuştur.”
(18 Mayıs 1931 tarihli Yarın)
“Hafız bedava içki bulunca, ispirto bile içerdi. Elindeki kitabı bir kenara atıp, saatın salgı çarkını tutar gibi tuttu tek-kağıtlıyı. İçine çektiği esrar dumanlarını, dışına salmamak için çatlayacak gibi oluyor, pancar gibi kızarıyordu... Pıtır tek-kağıtlıyı, Hafızın eline tutuşturduktan sonra, yatağına girip uyku pozunu aldı.”
(Balaban, 1968)
“—Hiç mi alkol almadın?
—Hiç almadım tabii ya.
—E nedir bu hâlin ya?
—Yaptım kendime bir tek kâğıtlı sigaralık, mis gibi buldum kafamı ağabi.”
(Kandemir Konduk, 1984)
“İmparatorlar âlemci kadınların hazırladığı zıvanaları bir köşeden çıkarıp kallavi bir tek kâğıtlı hazırladılar.”
(Metin Kaçan, 1990)